-
Recent Posts
Recent Comments
ducheinwonderland on live and let die Ali Fırat on uzaklık Ali Fırat on tanımlamalar Onur on entropisel misiniz? Onur on entropisel misiniz? Archives
- August 2023
- July 2023
- May 2023
- March 2023
- January 2023
- December 2022
- November 2022
- October 2022
- September 2022
- August 2022
- December 2020
- October 2020
- August 2020
- July 2020
- February 2020
- March 2019
- December 2018
- September 2018
- August 2018
- July 2018
- June 2018
- April 2018
- March 2018
- December 2017
- September 2017
- July 2017
- April 2017
- February 2017
- January 2017
- December 2016
- November 2016
- October 2016
- September 2016
- July 2016
- June 2016
- December 2015
- November 2015
- October 2015
- September 2015
- August 2015
- June 2015
- March 2015
- February 2015
- January 2015
- November 2014
- October 2014
- August 2014
- April 2014
- March 2014
- June 2013
- March 2013
- February 2013
- December 2012
- November 2012
- September 2012
- April 2012
- January 2012
- December 2011
- November 2011
- October 2011
- April 2011
- March 2011
- September 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- June 2008
- May 2008
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
- July 2007
- June 2007
- May 2007
- April 2007
- March 2007
- January 2007
- December 2006
- November 2006
- October 2006
- September 2006
- July 2006
- March 2004
- February 2004
- January 2004
- July 2002
- June 2002
- May 2002
- April 2001
Categories
Meta
jury reached a verdict… almost
juri bir karara vardı sayın yargıç, lakin bu karar sizi ne kadar tatmin eder bilemioruz.
Eldeki malzeme ile sağlıklı bir karara varılamayacağı sonucuna vardık bu sebeple juri delil yetersizliğinden karar verme sürecini erteleme kararı aldı.
İddia makamına yeni deliller ışığında juriye sunum yapması için önümüzdeki aya kadar süre verilecektir.
eyvallah sayın juri, kararınız saygı ile karşılanacaktır. ve fakat karar sürecinin uzaması da pek sağlıklı değildir siz de takdir edersiniz ki, bundan mütevellit önümüzdeki ay bir sonuca varacağınızı umuyoruz.
teşekkürler sayın yargıç, top sizde iddia makamı…
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
?#!@
sessiz sessiz içe çığlık modeli….
bağırıorum ama nafile, sol üst köşede mute iconu var
kumandam kayboldu, başka kanala geçiş de yok….
kırasım var televizyonu
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
aCaBaLaRiMiZ…
Acaba? Acaba sorusunu ne kadar sık kullandığımız hayatımızdan ne kadar tatmin olduğumuzla ters olarak bağlantılı, en azından bence öyle. Zaman zamanki çığlıklarımız, anlamsız kahkahalarımız, göz yaşlarımız; cevapsız kalan acabalarımızdan, belirsizliğin yarattığı sıkıntılardan. Çözüm bildiklerimizin aslında çözüm olmamasından, sorunun kaynağını bulamamamızdan, tanıdıklarımızı aslında tanıyamamızdan ve tanınamamaktan…
Ne vardı yaşananlarda,
Yaşayamadıklarımızdan fazla ki
Bu kadar bağlıyız yaşadıklarımıza…
Ve aldatmacalar…
Ne kadar farkındayız aldatmacaların…
Boğazın karanlık güzelliği aldatmacalarımız,
Yalan ışıkların bize oynadığı renkli oyunlar
Güneşin batışı,
Gökyüzünün renk oyunları aldatışlarımız
Ve yaşayamadıklarımız belki de
Kendi aldatmacalarımız…
Labirentimizin içinde çıkış sandıklarımız…
Kocaman oyunun içinde kayboluşlarımız…
Posted in $iiRSeL
Leave a comment
has the jury reached a verdict…
hayır sayın yargıç karara varamadık. vardık sanıoduk oldukça da emindik ama son deliller ışığında temeli sağlam olduğuna inandığımız kararımız sallantıda maalesef. ööle aceleye de getiremioruz malum ölüm kalım meselesi, sadece bize bağlı da diil, hani biz korkmayız ölümden de başkasının ölümüne sebebiyet vermek çok acı bir tecrübe olabilir….
bir kararın eğişinde yine vazgeçme faslındayım. yüzdüm yüzdüm kuyruğu gördüm yine geri gitme çabasındayım. korkudan mı vazgeçişler yoksa gerçekten yanlış mı yapıorum bilememekteyim… bu bilememelerimden de yılmış vaziyetteyim. temelin sağlamlığı sadce bir sanıdan mı ibaretti acaba, ya da bir yanılsama… maymun gibi bir sonra tutunacağı dalı tutmadan diğerini bırakanlardan hiç haz etmedim, kendim de ööle olmak istemiorum. boşluğa bırakasım var kendimi de bu sefer yükseklik biraz ürkütücü…düşüp kalkamamak diil, sendelemek ve zorlanmak asıl korkutan, artık genç diilim ve bundan mütevelit çekinceler de ayrı bi isyan konusu
en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir sayın jüri
haklısınız sayın yargıç, elbet bir karara varıcaz… biraz tecrit biraz zaman… elbet bi karar çıkar…
…to be continued…
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
gölge….
Seni tüm gün hissettim gölge… bütün gün sen koktu inadına… sesin kulağımda… ürkütücü seni bööle hissetmek. Işıklar senin için kapanmıştı oysa, bi yerde bir aralıktan bir demet ışık hala sızıyor olmalı…
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
ben uyurken…
bi bakmışım uyumuşum… neler olup bitmiş ben rüyalardayken…gerçek pek de iç acıcı diilmiş. tercih edilen kablosuz hayata bağlanmak zormuş gerçekte…hayat benim şımarıklığımı, oburluğumu besleyecek kadar geniş diilmiş…ben mi şımarığım ve oburum yoksa kaynaklar mı kıt gerçekte kararsızım.
herşey yapasım herşey olasım var.
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
yansıma
şeytan diyo çek git… bu gitmeler de nereye kadar bilemiorum. kendi içimde gitmeler ve terketmeler yeterince yokmuş gibi. bu sosyalleşme ve topluma ait olma çabası da nerden çıktı. bu olmadan yaşanamıo mu bu hayatta… illa reflekte olucaz birilerinden bişilerinden de kendimizi ööle tanımlııcaz. kendimden onlarca reflekte oluorum ben zaten benlerimle…. tanrı bile bu amaçla insanlığı yaratmış insanlığın tümünden tam olmuş diye açıklıodu tasavvuf sanırsam. üretken olma ve bişiler yaratma çabası ondan sanırsam. ve tabi paylaşarak çoğalma…
bişiler yapmayı bi kenara bırakıp bişiler olma çabası yansımayı bu denklemden çıkartır desem kendimi bu söylemle çok üstün saymaktan korkuorum. sanki insan olmuorum o zaman… o zaman da kendini ne sanıosun sen bea demek gelio içimden.. daralıorum dilemmalardan. benlerden birini seçip yaşama halinden seçmeden akışına bırakma level’ına geçesim var artık
test
Bir aktör getirecekler önümüze barışı getirdi diye, kahraman edicekler bize… Barış zaten olması gereken değil miydi? Zaten NŞA hepimize yetecek bir dünya yok mu ayaklarımızın altında… barışı getiren aktörü alkışlamak niye… sonra herkes aval bir mutluluk içinde sevinecek… gözümüzün üzerinde kaşımız olması kadar doğal olan barış süreci mucize gibi karşılanacak… ben daha ne diyim ki… iplerimiz kim ya da ne olduğunu hayal bile edemediğimiz kukla oynatıcılarına bağlı yaşamaya devam edioruz… lanet olsun ki ben de ööle… insan bööle kendinen nefret edio olmalı. Öölesine korkuyoruz ki iplerimizi koparmaya, bu sisteme helal olsun…gerçek kahramanların anarşist olarak algılandıkları bu sisteme helal olsun gerçekten… kendi kuyusunu bööle kazan var mıdır doğada?
Herşeyi bi kenara bırakıp dünyanın güzelliklerinin tadına varmak bencilce… asıl hakkını vermek hayatın bu mudur, bireysellik midir, toplumsallık mıdır işin doorusu karar veremedim. ve belki bu sınırlar, toplumsal kaygılar olmadan herkes sadece bireysel olarak mayasından düzgün olsa, SAYGI sahibi olsa kendine ve diğerlerine karşı, ADALET duygusu gelişmiş olsa dünyanın tadını herkes çıkarmaz mıydı… hayvanlar aleminde bi savaş göremiorum ben, hayatta kalma savaşından başka…mayamız bozuk, kanımızda kötülük var…bu TEST kurgusuna da helal olsun…
Posted in HuMaNism
Leave a comment
Dünyayi güzellik kurtaracak…
Elimiz kolumuz bağlı…. Bağlı mı gerçekten… herşeyi bırakıp bir anda aslında olmayan ama her geçen gün hızla ilerleyen bir savaşta karşı cephede yer alma kararını vermek zor değil mi? o yüzden elimiz kolumuz bağlı mazeretinin arkasında uluslararası şirketlerimizde kendimizden daha büyük güçlere güç katmaya devam edioruz. Ne kadar isterdim o kadar “insan” olabilmeyi. Masamın başından kalkıp, alışverişten vazgeçip, eğlenmekten vazgeçip birilerine örnek olabilmeyi, birşeyleri değiştirebilmeyi çok isterdim. “Naapiosun kardeşim deli misin? Kimin dünyasında kimin canını alıosun?” demeyi çok isterdim. Tavır koyabilmeyi ve o tavrın geri dönüşü olduğunu görebilmeyi çok isterdim.
“Dünyayı güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak herşey” dediğimde beni anlayan ülkeler görmeyi çok isterdim
anlamsız hırsları, amaçları, gururları bir kenara atabilen, dünyanın ve içindeki güzelliklerin hepimize yetebileceğine inanan ve hep fazlasını istemeyen, paylaşmayı bilen, politikadan ve polemiklerden uzak kalabilen, parayı amaç değil araç olarak kullanan ve ihtiyaç duymayan, İstanbul’un sonbaharından haz duyan, yıkıcı değil, yapıcı eleştirebilen ve kırmak yerine onarmayı deneyen, duygularını özgürce ifade etmekten korkmayan, yaptıklarını bedelini ödemeye hazır, yaptıklarının arkasında durabilen, duyularını yoğun kullanabilen, en önemlisi birbirinin özgürlüğüne saygı gösteren bir populasyonla belki dünya güzel olabilir…..
üretkenlikten uzak herkes, çok fazla “taker” var, çok fazla sömürü, çok fazla yetinmeme ve fazlasını almak için başkalarını ezme, insanoğlu, (kaldıysa insanlığı tabi) yine aynı zamanda, yine aynı hataları tekrarlıyor…. kıyamet yakındır
Posted in HuMaNism
Leave a comment
***
İçimdeki bedenimden ayrılmak istiyor, haykırıyor, yırtıyor içimi desem kim anlayacak beni.
Ben bile dinlemiorum, onu onca bağırışında sessiz olması için karanlığa gömüyorum.
Tatlı tatlı söylüo anlamıorum, deli gibi bağırıyor duymazdan geliorum…
İki kişi olmak ne zor…
iki enerjin olması,
iki ruhun olması,
iki kalbin olması…
iki yüzün olması…
içlerimden birini seçmek
bi diğerini nefessiz bırakmak ne zor…
her şeyden öte kendilerine haksızlık ettiğini bilerek devam etmek çok zor…
Posted in $iiRSeL
Leave a comment