-
Recent Posts
Recent Comments
ducheinwonderland on live and let die Ali Fırat on uzaklık Ali Fırat on tanımlamalar Onur on entropisel misiniz? Onur on entropisel misiniz? Archives
- August 2023
- July 2023
- May 2023
- March 2023
- January 2023
- December 2022
- November 2022
- October 2022
- September 2022
- August 2022
- December 2020
- October 2020
- August 2020
- July 2020
- February 2020
- March 2019
- December 2018
- September 2018
- August 2018
- July 2018
- June 2018
- April 2018
- March 2018
- December 2017
- September 2017
- July 2017
- April 2017
- February 2017
- January 2017
- December 2016
- November 2016
- October 2016
- September 2016
- July 2016
- June 2016
- December 2015
- November 2015
- October 2015
- September 2015
- August 2015
- June 2015
- March 2015
- February 2015
- January 2015
- November 2014
- October 2014
- August 2014
- April 2014
- March 2014
- June 2013
- March 2013
- February 2013
- December 2012
- November 2012
- September 2012
- April 2012
- January 2012
- December 2011
- November 2011
- October 2011
- April 2011
- March 2011
- September 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- June 2008
- May 2008
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
- July 2007
- June 2007
- May 2007
- April 2007
- March 2007
- January 2007
- December 2006
- November 2006
- October 2006
- September 2006
- July 2006
- March 2004
- February 2004
- January 2004
- July 2002
- June 2002
- May 2002
- April 2001
Categories
Meta
uzaklık
Dünya yuvarlaktır teorisinden hareketle;
iki cisim birbirinden ters istikamete dooru uzaklaştıkça
birbirine yakınlaşır gibi bi sonuç çıkarmak mümkün müdür?
Aristo olsa bu mantıklandırmaya nasıl yaklaşırdı, yaklaşırken aynı anda da uzaklaşır mıydı?
paraçokomel eğrisi
uzun bir aradan sonra merhaba…
buradan gidip buraya gelmek de bişimiş…
kimlerden gidioruz, kimlere kalıoruz, nerelere gidioruz nerelerde kalıoruz,
ne kadarını istioruz ne kadarına zorunluyuz…
bir cuma daha, misal ben maslaktan gidemiorum, çünkü maslaktan gidilmio…
maslakta kalıorum evime gidemiorum…
şimdi ben desem ki bu zorunlu kalmalardan gözlerimin önünde hayali görseller oluşmaya başladı kaçınız anliicaksınız beni. ama ööle işte, gözümün önünde pembe dumanlar geçio ekranımdan. Kulağımda Underpressure Guy J original mix olmasının bunda etkisi elbette büyük ve fakat dumanlar önümde işte. dumanlar kafamın içinde…
sigara içme yasağının bünyede yarattığı baskı sonucu da olabilir elbette.
tüm bunların kombinesi de olabilir. saçmalıorum korkarım. gidip gelmelerin alışma dönemi…
çocuk olmamış cem bey, olduramıoruz da bi türlü,
artık olduu kadarıyla daha doorusu olmadığı kadarıyla yeticez…
ben benden giderken bir veda bile etmemişti
ben bana gelirken sesi çok yüksekti…
gitmeler veda istemio
gelmeler çoşkulu karşılamalar istio
gitmeden gelinmio
belki “olmak” lazım sadece
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
bir özrün hikayesi
Bu sessiz iletişim
En azından benim ağzımdan tek kelime çıkmııcak
Bu bir itiraf, bu iletişimde hiç suçlama olmiicak…
ÖZÜR DİLERİM
Neden yaptın??? desen inan mantıklı bi cevabım yok
Tutuldum, bilemedim karıştım
Hatalıyım
ÖZÜR DİLERİM
Çok üzüldüm, ezildim, özür dilerim
Ööle şeyler oldu, ipin ucu ööle kaçtı ki
Ben çok acıdım çok kanadım
Sen çok acıdın çok kanadın
Ve çaba göstermek yerine haklılığın kanıtını göstermeye hep çalıştık birbirimize
Sen onu yaptın, ben bunu yaptım, onu yapmadın, bunu yapmadım
Anlamaya çalışmak, destek olmak, sevişmek yerine
Savaştık…
Tükettik, bittik
Küçük bir kız çocuğuydum ben… tek mutluluğu tek kaynağı senin aşkın, tutkun olan
Sen gözlerinden onu sildin
Ben hırçınlaşarak cevap verdim…
Ben sebebini sormadım, sen sebebini söölemedin
Sen konuştun ben dinlemedim, ben benden konuştum dinletemedim
Kimin haklı kimin haksız olması, asıl konu hep bu oldu
Oysaki aşkımız haklıydı hep, aşkımızın hakkıydı herşey
Görmedim, vermedim
Görmedik, vermedik.
Ööle vasat aşklar var ki etrafta… ah ööle vasat ki
Biz bu kadar özel olan birşeyi beraber yok ettik
İkimize de ‘aşk’ olsun…
Bu aşkı yaşatamadığımız için ikimiz de çok suçluyuz
Ben kendi sıkıntılarım içinde ‘mutluluk’ yerine haklılığın peşinde ne kadar koştuğumu, neden koştuğumu
Seni bu yüzden nekadar çok üzdüğümü, kendimi yıpratıp nasıl bir başka kadın olduğumu biliorum artık…
Sen çok özel bir insansın
Ben çok özel bir insanım
Çocuklarımız dünyayı değiştirebilirdi
BEN BUNA ÇOK İNANMIŞTIM
SEN BENİ BÜYÜK SEVMİŞTİN
BEN BİZE ÇOCUK GİBİ ÇOK İNANMIŞTIM
Ben senin sevgini
Sen benim çocuk hayallerimi aldın…
Birbirimize enkaz bıraktık
Kesik kesik oldu içim durmadan kanıo, çok canım yanıo
Biliorum sen de öölesin
Elimi yüzüne koymak, sana sımsıkı sarılmak, zamanı durdurmak ve tüm yaralarını bir anda kapamak istiorum iz bırakmadan
Ama yapamam
Sevgiyi görmek istiorum sevdiğimin gözünde
Ama yapamazsın
Canımı bile veririm inan o çok mutlu olduğumuz zamana dönmek,
sana sarıldığımda hissettiğimi hissetmek,
gözlerinde mutluluğu yeniden görmek,
saçlarımda yok olmak istediğin anları geri getirmek,
sana bizden bi masal yazmak,
içinde bir yaşamak için
ama işler bööle yürümüo gerçek dünyada
ben çocuk gibi inansam da hala… olmuo
Az sonra yanından ayrılıcam
Seni sana bırakıcam
Çok üzgünüm tüm hatalarımdan ve pişmanım
Arkanda olmadığım yalnız bıraktığım kırdığım tüm zamanlardan
Bunları bil istedim, aslında hiç olmaması gereken yaralarına belki biraz iyi gelir dedim. Bi nebze aklımın başına geldiğini bilmek belki seni rahatlatır dedim ne biliiim…bu da benim özür dileme şeklim…
Sensiz olma düşüncesi nefesimi kesio…
Ama senle de olamıorum şuan
Senin başkasını sevmen düşüncesine katlanamıorum
Başkasına dokunacak olmana dayanamıorum
Seni başkasının mutlu edebilecek olması içimi paramparça edio, çok canımı yakıo
Ama ben mutlu edemiorum seni…
Bu yüzden şimdi ayrılıorum yanından
Dinlenmeye, rahatlamaya, mutlu olmaya ihtiyacın var
Hakkın var
Benim cebimde sadece mutlu olduğumuz zamanlar var
Umarım senin de ööle olur zamanla
Ve belki sonunda bi şansımız bile olur mutlu anılarımızı artırmaya
Seni seviorum unutma olur mu
Ve hala çocuk gibi inanıorum masallara
Kötü kalpli cadılara, kılıç tutan şövalyelere
Senin kahraman benim prenses olduğuma
Seni seviorum unutma
Hoşçakal…
Posted in $iiRSeL
Leave a comment
…
this site is permanently unavailable
the lady who used to live here no longer exists
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
kaleidoscope
zamanlar arası yolculuk var mı fiziksel anlamda mümkün olacak mı bilmiorum ve fakat ben bir zaman dilimi içerisinde birçok farklı zaman içerisinde aynı anda yaşamımı sürdürebiliorum sanırım. sonra onlardan bir örgü yapıp rengarenk bi kaleidoscope olarak açılıorum zamana yine.
kaç farklı hayat sığdırabilrisin ki bir hayata
ve bunları ne kadar canlı tutabilirsin hakkını vererek
geçmişte yaşamak da diil ki bu, geleceği örmek rengarenk
hangi ben ne zaman ölücek?
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
beyin ölümü
geçen hafta sevgili mario rahatsızlandı. Bu rahatsızlık bana biraz tuzluya mal oldu elbette. neyse sorun o diil, mario’mu seviorum oldukça kendisine duygusal bir bağ ile bağlıyım ve fakat servisler ile ilgili ciddi sıkıntılarım var. aslında araba servisleri ve doktrolar bana göre oldukça birbirine benziolar. benzer bir semptom yok etme arzusu ile işlerini yapıolar. velhasıl geçen hafta benim belirttiğim ve kendilerininn arabayı kullanmalarına rağmen en ufak eklemede bulunmadıkları semptomları yok etme, yanan arıza lambalarını söndürme konularında son derece başarılı bir efor sarfettiler, ellerine sağlık. ve fakat arabayı servisten aldığımın ikinci günü akü bitmesi ile yolda kaldım. geldiler aküyü deiştirdiler, eyvallah ona da ok. ama bir sonraki gün sabahın köründe kalkıp işe erken varabilme umuduyla arabama kör karanlıkta bindiğimde başıma gelen şey bana göre artık traji komikti. evet arabam çalışmadı. sabahın köründe servis cevap verio ama arabaya çekici lazım onlara ulaşamıosun. gerçi her işte bir hayır vardır, maslağın yarattığı kabızlık ile ultra şişen istanbul trafiğine dalamadımm ben dün sabah, neden çünkü arabam çalışmıodu. ironik. neyse gelen servis ne dese beenirsiniz, ki adamlar günlerdir benim mario’m üzerinde çeşitli cerrahi müdahalelerde bulunuolardı. “aracın beyni arızalı, iletişim yok parçalar arasında”. hmmm mario’mun beyin ölümü gerçekleşmiş paralize durumda. ister istemez aklıma sahibine benzeyen köpekler geldi. acaba benim mario’m da bana mı benziodu. hadi ben kendime alışkınım ve fakat mario’nun mekanik bünyesi benim gelgitli zihnime ayak uyduramamış olabilir pekala.
komadan uyanmasını bitkisel hayattan yeniden elektirikli mekanik hayata geçmesini umutla bekliorum şimdi…
mario’m seni çok özledim…
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
ıslık
ruhumun dudaklarımın arasından ıslık ıslık uçtuunu göresim var bir melodinin peşinde bi uçan halı üstünde…
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
korku
biz zavallı insanlar mutluluğun peşinden koşarken ve bireysel olarak tek amacımız mutlu bi hayat sürmekken tepemizde kendilerine insan diyen anlamsız varlıkların maşası olmaktan kurtulamıoruz bir türlü…
ait olduğumuzu sandığımız topraklara bu kadar bağlı olup körü körüne birilerinin bizi sürmesine izin verip bu derece bu oyunlara nasıl alet oluyoruz bilemiorum.
dünyayı sanatçı ruhlu insanlar yönetseydi eğer herşey daha güzel olurdu. tüm savaşlar müzikle, renklerle, kitaplarla yapılsaydı eğer bişileri doğru anlatmak daha kolay olurdu. herkesin konuştuğu evrensel bir dilimiz olsaydı, dinler diller ırklar bizi ayırmasaydı, tüm dünyanın hepimize yettiğini bilmek daha kolay olurdu.. herkes kendi çöpünü temizlese başkasının evinin önüne atmadan herşey daha temiz, daha şeffaf gelecek daha parlak olurdu… birileri bana gülüodur kesin şimdi… aman gülün, bugüne kadar sizinle geldik işte geldiğimiz yeri de görün
oyunlarınıza, hırslarınıza, maskelerize, sırlarınıza, bizi aptal yerine koymaya çalıştığınız anlayışınıza, herşeyi baştan yanlış kurgulayan yapılanmanıza lanet olsun…
kendi oyunlarınız uğruna fena ettiğiniz canlara mı yanayım, size inanan cahillere, fanatiklere mi yanayım, çaresizliğime mi yanayım, tam hız kıyamete gidişimize mi yanayım, güzel olan herşeyi ki bu kadar üretmeye hevesli insan varken yok etmenize mi yanayım…
ah yazık, korkunun iyi bişiler yaratmak yerine sizin bu kadar işinize yaramasına yazık cidden…
oysaki dünyayı güselilk kurtarıcak ve bir insanı sevmekle başlayacak herşey… ve biz başlayamıoruz işte maalesef…
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
cause i’m free falling
şuan kendimi tanımıorum, tanıyamıorum.
garip bi ruh hali ve kesinlikle iki kişilik bi karakter yapısı,
şizotik bi durum…
ne dediimi hatırmalaz,
ne hissettiğimi bilmez oldum.
o kadar karanlık ki kendimi göremez oldum ve sebebini hiç bilmiorum…
karanlığı her zaman severim…
içinde mor canavarlar, demir giysili şövalyeler,
uzun saçlı periler, cadılar, kasvetli şatolar…
dengemi yitirdim,
ceviz kabuuna girip dinlenesim var….
akademik araştırma konusu…
Posted in FReeFaLL
Leave a comment
balık kavanozu
bazı zamanlar belirgin bi sebebi olmaksızın kapkaranlık bi umutsuzluua kapılırım.
aslında sebebi vardır, çoğunlukla birden fazla sebebi vardır.
içimde biriktirip sebepleri altından kalkamaz olmuşumdur ondandır karanlık,
ve düşerim ben o karanlıkta derinliğe dooru
işte az önce bardağımı
– ki benimkine bardak denmez sürahi ya da kazan demek lazım –
taşırmışım farketmeden
işte ben sadece bööle zamanlarda yanımda birisine ihtiyaç duyarım,
gerçekten ihtiyaç anlamında
ve hiç bişi de beklemem karşımdakinden aslında
sadece bana sarılsın isterim, kollarının arasında yok oliiim isterim…
ve dünya yıkılsa onun sayesinde bana bişi olmııcaını hissetmek isterim
bişi beklemem diyen biri için çok şey di mi…
ve çok garip bu noktada hep taksi durumu olur.
senin içinden yürümek gelir her yerden taksi geçer boş ama
ihtiyacın olduunda hiçbi yerde aradığın taksiyi bulamazsın
zaten çok az insan sorgusuz sualsiz senin bu durumunu kabul etmek ister…
yok kardeşim anlatmak istemiorum işte hangi birinden başliiim hem.
susasım gelmiş çoktan zaten,
sen sarıl yeter bi de kulağıma herşey çok güsel olucak die fısılda…
gerisini ben hallederim zaten..
offf cuma cuma nasıl darlandırdım kendimi belli diil
ve fakat cidden balık kavanozunda yüzen kayıp bi ruh gibi hissediorum kendimi…
Posted in FReeFaLL
Leave a comment