uzaklık

Dünya yuvarlaktır teorisinden hareketle;
iki cisim birbirinden ters istikamete dooru uzaklaştıkça
birbirine yakınlaşır gibi bi sonuç çıkarmak mümkün müdür?
Aristo olsa bu mantıklandırmaya nasıl yaklaşırdı, yaklaşırken aynı anda da uzaklaşır mıydı?
Posted in FReeFaLL | 1 Comment

paraçokomel eğrisi

uzun bir aradan sonra merhaba…
buradan gidip buraya gelmek de bişimiş…

kimlerden gidioruz, kimlere kalıoruz, nerelere gidioruz nerelerde kalıoruz,
ne kadarını istioruz ne kadarına zorunluyuz…

bir cuma daha, misal ben maslaktan gidemiorum, çünkü maslaktan gidilmio…
maslakta kalıorum evime gidemiorum…

şimdi ben desem ki bu zorunlu kalmalardan gözlerimin önünde hayali görseller oluşmaya başladı kaçınız anliicaksınız beni. ama ööle işte, gözümün önünde pembe dumanlar geçio ekranımdan. Kulağımda Underpressure Guy J original mix olmasının bunda etkisi elbette büyük ve fakat dumanlar önümde işte. dumanlar kafamın içinde…

sigara içme yasağının bünyede yarattığı baskı sonucu da olabilir elbette.
tüm bunların kombinesi de olabilir. saçmalıorum korkarım. gidip gelmelerin alışma dönemi…

çocuk olmamış cem bey, olduramıoruz da bi türlü,
artık olduu kadarıyla daha doorusu olmadığı kadarıyla yeticez…

ben benden giderken bir veda bile etmemişti
ben bana gelirken sesi çok yüksekti…
gitmeler veda istemio
gelmeler çoşkulu karşılamalar istio
gitmeden gelinmio
belki “olmak” lazım sadece

Posted in FReeFaLL | Leave a comment

bir özrün hikayesi

Bu sessiz iletişim
En azından benim ağzımdan tek kelime çıkmııcak
Bu bir itiraf, bu iletişimde hiç suçlama olmiicak…
ÖZÜR DİLERİM

Neden yaptın??? desen inan mantıklı bi cevabım yok
Tutuldum, bilemedim karıştım
Hatalıyım
ÖZÜR DİLERİM

Çok üzüldüm, ezildim, özür dilerim
Ööle şeyler oldu, ipin ucu ööle kaçtı ki
Ben çok acıdım çok kanadım
Sen çok acıdın çok kanadın
Ve çaba göstermek yerine haklılığın kanıtını göstermeye hep çalıştık birbirimize
Sen onu yaptın, ben bunu yaptım, onu yapmadın, bunu yapmadım
Anlamaya çalışmak, destek olmak, sevişmek yerine
Savaştık…
Tükettik, bittik

Küçük bir kız çocuğuydum ben… tek mutluluğu tek kaynağı senin aşkın, tutkun olan
Sen gözlerinden onu sildin
Ben hırçınlaşarak cevap verdim…
Ben sebebini sormadım, sen sebebini söölemedin
Sen konuştun ben dinlemedim, ben benden konuştum dinletemedim
Kimin haklı kimin haksız olması, asıl konu hep bu oldu
Oysaki aşkımız haklıydı hep, aşkımızın hakkıydı herşey
Görmedim, vermedim
Görmedik, vermedik.

Ööle vasat aşklar var ki etrafta… ah ööle vasat ki
Biz bu kadar özel olan birşeyi beraber yok ettik
İkimize de ‘aşk’ olsun…
Bu aşkı yaşatamadığımız için ikimiz de çok suçluyuz

Ben kendi sıkıntılarım içinde ‘mutluluk’ yerine haklılığın peşinde ne kadar koştuğumu, neden koştuğumu
Seni bu yüzden nekadar çok üzdüğümü, kendimi yıpratıp nasıl bir başka kadın olduğumu biliorum artık…

Sen çok özel bir insansın
Ben çok özel bir insanım
Çocuklarımız dünyayı değiştirebilirdi
BEN BUNA ÇOK İNANMIŞTIM
SEN BENİ BÜYÜK SEVMİŞTİN
BEN BİZE ÇOCUK GİBİ ÇOK İNANMIŞTIM

Ben senin sevgini
Sen benim çocuk hayallerimi aldın…
Birbirimize enkaz bıraktık
Kesik kesik oldu içim durmadan kanıo, çok canım yanıo
Biliorum sen de öölesin
Elimi yüzüne koymak, sana sımsıkı sarılmak, zamanı durdurmak ve tüm yaralarını bir anda kapamak istiorum iz bırakmadan

Ama yapamam

Sevgiyi görmek istiorum sevdiğimin gözünde
Ama yapamazsın
Canımı bile veririm inan o çok mutlu olduğumuz zamana dönmek,
sana sarıldığımda hissettiğimi hissetmek,
gözlerinde mutluluğu yeniden görmek,
saçlarımda yok olmak istediğin anları geri getirmek,
sana bizden bi masal yazmak,
içinde bir yaşamak için
ama işler bööle yürümüo gerçek dünyada
ben çocuk gibi inansam da hala… olmuo

Az sonra yanından ayrılıcam
Seni sana bırakıcam
Çok üzgünüm tüm hatalarımdan ve pişmanım
Arkanda olmadığım yalnız bıraktığım kırdığım tüm zamanlardan

Bunları bil istedim, aslında hiç olmaması gereken yaralarına belki biraz iyi gelir dedim. Bi nebze aklımın başına geldiğini bilmek belki seni rahatlatır dedim ne biliiim…bu da benim özür dileme şeklim…

Sensiz olma düşüncesi nefesimi kesio…
Ama senle de olamıorum şuan
Senin başkasını sevmen düşüncesine katlanamıorum
Başkasına dokunacak olmana dayanamıorum
Seni başkasının mutlu edebilecek olması içimi paramparça edio, çok canımı yakıo

Ama ben mutlu edemiorum seni…

Bu  yüzden şimdi ayrılıorum yanından
Dinlenmeye, rahatlamaya, mutlu olmaya ihtiyacın var
Hakkın var
Benim cebimde sadece mutlu olduğumuz zamanlar var
Umarım senin de ööle olur zamanla
Ve belki sonunda bi şansımız bile olur mutlu anılarımızı artırmaya
Seni seviorum unutma olur mu
Ve hala çocuk gibi inanıorum masallara
Kötü kalpli cadılara, kılıç tutan şövalyelere
Senin kahraman benim prenses olduğuma
Seni seviorum unutma

Hoşçakal…

Posted in $iiRSeL | Leave a comment

this site is permanently unavailable
the lady who used to live here no longer exists
Posted in FReeFaLL | Leave a comment

kaleidoscope

zamanlar arası yolculuk var mı fiziksel anlamda mümkün olacak mı bilmiorum ve fakat ben bir zaman dilimi içerisinde birçok farklı zaman içerisinde aynı anda yaşamımı sürdürebiliorum sanırım. sonra onlardan bir örgü yapıp rengarenk bi kaleidoscope olarak açılıorum zamana yine.
kaç farklı hayat sığdırabilrisin ki bir hayata
ve bunları ne kadar canlı tutabilirsin hakkını vererek
geçmişte yaşamak da diil ki bu, geleceği örmek rengarenk
hangi ben ne zaman ölücek?

Posted in FReeFaLL | Leave a comment

beyin ölümü

geçen hafta sevgili mario rahatsızlandı. Bu rahatsızlık bana biraz tuzluya mal oldu elbette. neyse sorun o diil, mario’mu seviorum oldukça kendisine duygusal bir bağ ile bağlıyım ve fakat servisler ile ilgili ciddi sıkıntılarım var. aslında araba servisleri ve doktrolar bana göre oldukça birbirine benziolar. benzer bir semptom yok etme arzusu ile işlerini yapıolar. velhasıl geçen hafta benim belirttiğim ve kendilerininn arabayı kullanmalarına rağmen en ufak eklemede bulunmadıkları semptomları yok etme, yanan arıza lambalarını söndürme konularında son derece başarılı bir efor sarfettiler, ellerine sağlık. ve fakat arabayı servisten aldığımın ikinci günü akü bitmesi ile yolda kaldım. geldiler aküyü deiştirdiler, eyvallah ona da ok. ama bir sonraki gün sabahın köründe kalkıp işe erken varabilme umuduyla arabama kör karanlıkta bindiğimde başıma gelen şey bana göre artık traji komikti. evet arabam çalışmadı. sabahın köründe servis cevap verio ama arabaya çekici lazım onlara ulaşamıosun. gerçi her işte bir hayır vardır, maslağın yarattığı kabızlık ile ultra şişen istanbul trafiğine dalamadımm ben dün sabah, neden çünkü arabam çalışmıodu. ironik. neyse gelen servis ne dese beenirsiniz, ki adamlar günlerdir benim mario’m üzerinde çeşitli cerrahi müdahalelerde bulunuolardı. “aracın beyni arızalı, iletişim yok parçalar arasında”. hmmm mario’mun beyin ölümü gerçekleşmiş paralize durumda. ister istemez aklıma sahibine benzeyen köpekler geldi. acaba benim mario’m da bana mı benziodu. hadi ben kendime alışkınım ve fakat mario’nun mekanik bünyesi benim gelgitli zihnime ayak uyduramamış olabilir pekala.
komadan uyanmasını bitkisel hayattan yeniden elektirikli mekanik hayata geçmesini umutla bekliorum şimdi…
mario’m seni çok özledim…

Posted in FReeFaLL | Leave a comment

ıslık

ruhumun dudaklarımın arasından ıslık ıslık uçtuunu göresim var bir melodinin peşinde bi uçan halı üstünde…
Posted in FReeFaLL | Leave a comment

korku

biz zavallı insanlar mutluluğun peşinden koşarken ve bireysel olarak tek amacımız mutlu bi hayat sürmekken tepemizde kendilerine insan diyen anlamsız varlıkların maşası olmaktan kurtulamıoruz bir türlü…
ait olduğumuzu sandığımız topraklara bu kadar bağlı olup körü körüne birilerinin bizi sürmesine izin verip bu derece bu oyunlara nasıl alet oluyoruz bilemiorum.
 
dünyayı sanatçı ruhlu insanlar yönetseydi eğer herşey daha güzel olurdu. tüm savaşlar müzikle, renklerle, kitaplarla yapılsaydı eğer bişileri doğru anlatmak daha kolay olurdu. herkesin konuştuğu evrensel bir dilimiz olsaydı, dinler diller ırklar bizi ayırmasaydı, tüm dünyanın hepimize yettiğini bilmek daha kolay olurdu.. herkes kendi çöpünü temizlese başkasının evinin önüne atmadan herşey daha temiz, daha şeffaf gelecek daha parlak olurdu… birileri bana gülüodur kesin şimdi… aman gülün, bugüne kadar sizinle geldik işte geldiğimiz yeri de görün
 
oyunlarınıza, hırslarınıza, maskelerize, sırlarınıza, bizi aptal yerine koymaya çalıştığınız anlayışınıza, herşeyi baştan yanlış kurgulayan yapılanmanıza lanet olsun…
 
kendi oyunlarınız uğruna fena ettiğiniz canlara mı yanayım, size inanan cahillere, fanatiklere mi yanayım, çaresizliğime mi yanayım, tam hız kıyamete gidişimize mi yanayım, güzel olan herşeyi ki bu kadar üretmeye hevesli insan varken yok etmenize mi yanayım…
 
ah yazık, korkunun iyi bişiler yaratmak yerine sizin bu kadar işinize yaramasına yazık cidden…
 
oysaki dünyayı güselilk kurtarıcak ve bir insanı sevmekle başlayacak herşey… ve biz başlayamıoruz işte maalesef… 
 
Posted in FReeFaLL | Leave a comment

cause i’m free falling

şuan kendimi tanımıorum, tanıyamıorum.
garip bi ruh hali ve kesinlikle iki kişilik bi karakter yapısı,
şizotik bi durum…
ne dediimi hatırmalaz,
ne hissettiğimi bilmez oldum.
o kadar karanlık ki kendimi göremez oldum ve sebebini hiç bilmiorum…

karanlığı her zaman severim…
içinde mor canavarlar, demir giysili şövalyeler,
uzun saçlı periler, cadılar, kasvetli şatolar…
dengemi yitirdim,
ceviz kabuuna girip dinlenesim var….

akademik araştırma konusu…

Posted in FReeFaLL | Leave a comment

balık kavanozu

bazı zamanlar belirgin bi sebebi olmaksızın kapkaranlık bi umutsuzluua kapılırım.
aslında sebebi vardır, çoğunlukla birden fazla sebebi vardır.
içimde biriktirip sebepleri altından kalkamaz olmuşumdur ondandır karanlık,
ve düşerim ben o karanlıkta derinliğe dooru
işte az önce bardağımı
– ki benimkine bardak denmez sürahi ya da kazan demek lazım –
taşırmışım farketmeden
işte ben sadece bööle zamanlarda yanımda birisine ihtiyaç duyarım,
gerçekten ihtiyaç anlamında
ve hiç bişi de beklemem karşımdakinden aslında
sadece bana sarılsın isterim, kollarının arasında yok oliiim isterim…
ve dünya yıkılsa onun sayesinde bana bişi olmııcaını hissetmek isterim
bişi beklemem diyen biri için çok şey di mi…

ve çok garip bu noktada hep taksi durumu olur.
senin içinden yürümek gelir her yerden taksi geçer boş ama
ihtiyacın olduunda hiçbi yerde aradığın taksiyi bulamazsın

zaten çok az insan sorgusuz sualsiz senin bu durumunu kabul etmek ister…
yok kardeşim anlatmak istemiorum işte hangi birinden başliiim hem.
susasım gelmiş çoktan zaten,
sen sarıl yeter bi de kulağıma herşey çok güsel olucak die fısılda…
gerisini ben hallederim zaten..

offf cuma cuma nasıl darlandırdım kendimi belli diil
ve fakat cidden balık kavanozunda yüzen kayıp bi ruh gibi hissediorum kendimi…

Posted in FReeFaLL | Leave a comment