istiridye kabuğu

derin karanlığında denizin
bir istiridye kabuğunun içinde hayat
bir ulaşabilsen
bir coşkuyla derin maviye çıkar içi…
köpük köpük yayılır su yüzüne…

ufkun ufkunda görünen çizgide hayat
bir başarabilsen üzerinde yürümeyi
güneşi doğurur yanı başından
içini ısıtır sıcaklığında
göğün tepesine konar, yukardan bakarsın
kalbinde sakladığın çocukluğuna

lodosların esintisinde hayat
bir yakalayabilsen hızını
bir çocuğun topacı gibi renkli
döndürür durur seni
güzeller etrafında,
bir yumuşak, bir ılık esinti gibi yanağında…

gökte bir resimli bulmacadır hayat
ve ruhun bulmacanın kayıp parçası

rengarenk bir resim vardır gökte,
iyice bak, kalbinle…
bir küçük çocuk göreceksin orda
elma toplarken ağacın dallarında
çevir gözlerini
ufukta mor bir tekne,
yelkenleri altın sarısı,
içinde uzun saçlı bir kız…
mavi gözleri uzaktaki bir adada,
dans eden ruhları seyreder…
ruhların ellerinde kanatlı kalpler…
ılık rüzgarın kulağına getirdiği
ritminin her vuruşunda
bir kalp serbest kalır avuçlardan…
süzülür bembeyaz gökyüzünde…

mutluluk o kadar uzakta işte
koyamadan ruhunu bulmacanın içine…

yanılgıya düşme sakın,
senin rüyandadır hayat,
gerçekte gördüğün değil, gerçekte bildiğin değil
her gözünü kapatışında gördüğündür hayat…
yaşadığın, yaşatıldığın gerçeklik değil…

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a comment